Hürol Taşdelen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hürol Taşdelen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2012 Cuma

ANADOLU İNSANIYIZ BİZ

bestesi tamam olmamış şarkılar gibiyiz
gidilmemiş yollara benzer mutluluğumuz
kayaları yosun tutmuş yamaçlardır içimizde
müebbete mahkum hayallerimiz.
bizim de kuytu köşelerimiz vardı
kimse bilemez o ormanlarda
çiçeksiz bahçelere düşmüş arılar gibi yaşadık
göl kıyısında yalnızlıkları

nasıl delinirse çelik
yavru kuş nasıl vurulursa yuvasında
öylesine çaldılar bizden
gözlerimizdeki parıltıları.
bestesi tamam olmamış şarkılar gibiyiz
yokluğa karışmış kimi notamız
gidilmemiş yollara benzer mutluluğumuz

Hürol Taşdelen

18.05.79

KUŞLAR

hangi soğuğa asılıdır kuşlar
hangi korkuluklara düşman
güdüp gelemedikleri uzak ne
bilip çözemedikleri bilmece hangisi

çiçekli bir bahar dalını
sağabilirler mi ölümün kuytusundan
yada karanlık bir yolda araba farları gibi
bir kaybolup gözükebilirler mi yeniden

hangi alevlerde daha kıvraktır kuşlar
hangi yalnızlıkta daha kalabalık

Hürol Taşdelen
Şubat 1980

16 Şubat 2012 Perşembe

bugün, 6 mayıs

bugün, 6 mayıs

bugün sabah hiç olmadı
uyanmadım terler içinde uykumdan
çeşmeye kan yıkamadım yüzümü
ay ölü doğmadı
begonya gözlü çocuklar
          ilahlara adanmadı

bugün sabah hiç olmadı
böcekler üşüşmedi kanıma
bir şilep sinmedi çığlıklarıma
karalar bürünmedi kadınlar
gün yaşanmadı
deniz, yusuf, hüseyin 
hayatları çalınmadı 

Hürol Taşdelen

1979 – Haz. 2007

15 Şubat 2012 Çarşamba

göğe çıktım bu sabah ben
kaçıncı kata söyleyemem, gizli
kirlenmiş etlerimi ayırdılar kemiklerimden
izledim ayı, güneşi bir direğin üstünden
rüzgar savurdu tozlarımı, kirimi pasımı
yüreğimde bir göz açıldı
yüreğimde bir sevda açıldı
yüreğimde …

Hürol Taşdelen
ben de gittim, biliyorsun
yoksul bulutlarla gittim
içinden ırmak geçmeyen
gözü akmış şarkılarla
dişlerimi döke döke gittim
kıyam sonrası dönülmüş semah gibi gittim…
akıbetim nedir bilmiyorum
neredeyim, kimin elindeyim, bilmiyorum
hangi tutsaklıktayım
hangi gökte savrulmaktayım
hangi kuş didikler kalbimi şimdi
hangi kasımpatı  açar gülüşlerimi
bilmiyorum
ben de gittim, biliyorsun

Hürol Taşdelen

İLKBAHARDA AŞIK OLMAMIŞ ÜSTELİK

 

hiç yağmur suyu içmemiş ömründe
birkaç damla değil
            şöyle kana kana
doldurup taslara denizi
            ağlamamış içinde

ıssız mağaralarda aşklar bulup
getirip dikmemiş ki kentin ortasına
balçık ormanına da girmemiş
şöyle baş açık yalınayak
                        yürümemiş saatlerce
saçlarını da güneşte kurutmamış üstelik

bir kez bile çıldırmamış ömründe
aç bir martı gibi şöyle
yolup tüylerini kanatmamış etini
üşüyüp demirin ayazında
                        sığınmamış yabanlığına

gözler görüp alev alev titreyen
saksıda solan çiçeği görüp
düşünmemiş ki bir gün bile
kırım kırım yarılırken tepesinde gök
bucak bucak kaçarken uzağa ebem kuşağı
bir sürek avında delicesine koşarken insanlar
titrememiş bir tüyü bile

ilkbaharda aşık olmamış üstelik


 Hürol Taşdelen






Eylül 82  

YEŞİL KARANFİL GÖZLERİN


bir çarşı içi kadar ufaktır benim ellerim
içinde ne büyür bilsen ah yeşil karanfil gözlerin
kayın ağacından, akdenizden olma tekneler gibi gezerim
içinde ne körfezler kımıldanır ne aşklar büyütür denizlerin

bir çarşı içi kadar ufaktır benim ellerim
hükmünü osmanlıyla yitirmiş bir umuttur gülmelerin
balıkçı kuşundan, yağmurdan olma bulut gibi gezerim
içinde ne acılar büyür ne yalanlara gebedir yeşil karanfil gözlerin

Hürol Taşdelen

BIRAK GENE DE SEN


sevinç diye başlardı bir yerinde şarkıların
ürkek ve yırtılan okyanus gibi hazin
bir ağıt olup sürerdi ağaçlarda
ağaçlar ki fersah fersah çalınmış  topraktan
bir kuş olup göçerdi ardından
kanadı kırık
bari gözlerini bırak derdim
kim bilir
            belki sevişirim

sevinç diye başlardı bir yerinde şarkıların
sefalet bir gece sürerdi düşlerimde
doludizgin vagonlar geçerdi
erimiş raylarda
bir garip gizdir yükleri
nereden gelip nere giderler böyle sen gibi
bari gözlerini bıraksaydın
kim bilir
            belki ölürüm

sevinç diye başlardı bir yerinde şarkıların
unuttuk oysa artık
zehirce kanar gayrı sabah
                        vurulur yalan kurşunla
ağıt olur sevdalarımızda
arı olur düşer üstünden çiçeğin
                        karışır balı toprağa
sen olur
dalgalanır saçları acımasızlığa

sevinç diye başlardı bir yerinde şarkıların
oysa artık gülemem bile
kim bilir
bırak gene de sen
                        gözlerin değsin gözlerime

Hürol Taşdelen